11 Nisan 2026 Cumartesi

Pratik yemek tarifleriyle mutfağa yeni başlayanlar bile kolaylıkla yemek yapabilecek. Etli yemekler, zeytinyağlı yemek tarifleri, yöresel lezzetler ve daha fazlası yüzlerce çeşidiyle karşınızda. Resimli, videolu nefis yemek tarifleri, mutfaktaki deneyimlerinizi çok daha keyifli hale getirecek. Hamur işleri, tatlılar, kekler, kurabiyeler kolay anlatımları ve püf noktalarıyla sofralarınızı zenginleştirecek. Lezzete ve sunuma önem veren herkese bu pratik, kolay ve denenmiş yemek tarifleri ilham verecek. Bir tarif seçin ve hazırlamaya başlayın!
Tüm Kategoriler
Sonuçları Filtreleyin:
Hangi Öğün
Pişirme Türü
Hazırlama Süresi
Özel Durumlar
![]()
29035 tarif için sıralama:
İlgili Sonuçlar
LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT
Aynı yaşta iki insan düşünün: Biri enerjik, sağlıklı, cildi canlı ve ışıldayan… Diğeri ise daha yorgun, daha solgun ve olduğundan daha yaşlı görünen bir profile sahip. Bu farkın nedeni genetikten çok daha fazlası. Bugün bilim dünyası, yaşlanmanın yalnızca takvim yapraklarının ilerlemesiyle açıklanamayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Artık biliyoruz ki metabolik sağlık, yaşam tarzı ve günlük alışkanlıklar vücudun gerçek yaşını belirleyen en güçlü faktörler arasında yer alıyor. Yani herkes aynı hızda yaşlanmıyor. Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız’a göre bu durumun yanıtı oldukça net: “Yaş almak kaçınılmaz olabilir ama nasıl yaşlandığımız büyük ölçüde bizim elimizde.” Yaşlanmanın uzun yıllar boyunca sadece zamanın ilerlemesiyle açıklanan doğal bir süreç olarak görüldüğünü belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, modern bilimin bu algıyı tamamen değiştirdiğini vurguluyor: “Yaş almak kaçınılmaz olabilir fakat nasıl yaşlandığımız büyük ölçüde yönetilebilir bir süreçtir. Bugün aynı takvim yaşına sahip iki insanın biyolojik olarak birbirinden on, hatta on beş yıl farklı olabildiğini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma var. Bu farkın nedeni çoğu zaman genetik değil, metabolik sağlık, yaşam tarzı, beslenme, uyku, stres ve hareket gibi günlük alışkanlıklardır.” Bu yaklaşım, yaşlanmayı durdurmayı değil, daha sağlıklı, daha enerjik ve daha üretken bir yaşam süresini uzatmayı hedefliyor.
Launchmetrics Spotlight
Aynı Yaşta Olup Neden Farklı Görünüyoruz?
Bu sorunun cevabı “biyolojik yaş” kavramında saklı. Takvim yaşı, doğduğumuz günden bu yana geçen süreyi ifade ederken biyolojik yaş, vücudun gerçek fizyolojik durumunu ortaya koyuyor. Dr. Sarıyıldız bu ayrımı şöyle açıklıyor: “Metabolik göstergeler, inflamasyon belirteçleri, hormon dengesi, vücut kompozisyonu, kas kütlesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi gibi birçok faktör bir araya geldiğinde vücudun yaşlanma hızı hakkında önemli ipuçları verir.” Bu yüzden aynı yaşta iki insanın sağlık ve görünüm açısından birbirinden tamamen farklı olması aslında şaşırtıcı değil. Yaşlanma sürecini hızlandıran en kritik faktörlerden biri metabolik sağlık. Üstelik bu süreç çoğu zaman sessiz ilerliyor. Dr. Erkan Sarıyıldız’a göre: “Kan şekeri dengesinin bozulması, insülin direnci, kronik inflamasyon ve lipid metabolizmasındaki değişimler vücudun biyolojik yaşını hızlandırabiliyor. Bu nedenle modern sağlık yaklaşımı yalnızca hastalıkları tedavi etmeye değil, bu süreçleri erken dönemde anlamaya ve yönetmeye odaklanıyor.” Yani mesele sadece hastalanmamak değil, hastalığa giden süreci erkenden fark etmek.
Yaş Yönetiminde 5 Kritik Alışkanlık
Uzmanlara göre yaşlanma sürecini yavaşlatmak ve daha genç bir görünüm elde etmek için mucizevi çözümlerden çok, sürdürülebilir alışkanlıklar belirleyici. Bunlar neler mi? Uzmanından öğrendik.
Launchmetrics Spotlight
1. Metabolik Dengeyi Korumak
“Kan şekeri ve insülin seviyelerinin stabil olması hücresel yaşlanmayı doğrudan etkileyen faktörlerden biri. Kronik inflamasyonun kontrol altında tutulması da aynı derecede önemli” diyen Dr. Sarıyıldız, hücresel enerji üretiminin de bu sürecin merkezinde olduğunu belirtiyor. Mitokondrilerin sağlıklı çalışması, yalnızca enerji seviyesini değil, organların performansını da doğrudan etkiliyor.
2. Beslenme Alışkanlıklarını Yeniden Düşünmek
Beslenme, yaşlanma hızını belirleyen en güçlü araçlardan biri. Dr. Sarıyıldız’a göre ideal model: “Yeterli protein içeren, sebze, lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin, işlenmiş gıdaların ise sınırlı olduğu beslenme modelleri inflamasyonu azaltır ve metabolik sağlığı destekler.” Bu da aslında trend diyetlerden çok dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeninin önemini ortaya koyuyor.
3. Kas Kütlesini Korumak
Kas dokusu yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda metabolizmanın en aktif oyuncularından biri. “Kas dokusu yalnızca hareket için değil, metabolik denge için de önemli bir organdır” diyen Sarıyıldız, düzenli fiziksel aktivitenin özellikle de direnç egzersizlerinin sağlıklı yaşlanmanın temel taşlarından biri olduğunu vurguluyor.
4. Uyku ve Stres Yönetimini İhmal Etmemek
Modern yaşamın en büyük problemlerinden biri kronik stres. Dr. Sarıyıldız bu konunun altını özellikle çiziyor: “Kronik stres, hormon dengesi ve bağışıklık sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturabilir. Kaliteli uyku ise metabolik dengeyi, beyin sağlığını ve hücresel onarım süreçlerini destekler. Yani iyi bir uyku rutini, en güçlü anti-aging alışkanlıklardan biri.”
5. Sosyal ve Zihinsel Olarak Aktif Kalmak
Son yıllarda yapılan araştırmalar, yalnızca fiziksel değil zihinsel ve sosyal aktivitenin de yaşlanma üzerinde güçlü etkileri olduğunu gösteriyor. “İnsan beyni, tıpkı kaslar gibi, kullanılmadığında hızla gerileyen bir organdır” diyen Sarıyıldız, sosyal ilişkilerin ve zihinsel canlılığın uzun ve sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirtiyor.

Pratik yemek tarifleriyle mutfağa yeni başlayanlar bile kolaylıkla yemek yapabilecek. Etli yemekler, zeytinyağlı yemek tarifleri, yöresel lezzetler ve daha fazlası yüzlerce çeşidiyle karşınızda. Resimli, videolu nefis yemek tarifleri, mutfaktaki deneyimlerinizi çok daha keyifli hale getirecek. Hamur işleri, tatlılar, kekler, kurabiyeler kolay anlatımları ve püf noktalarıyla sofralarınızı zenginleştirecek. Lezzete ve sunuma önem veren herkese bu pratik, kolay ve denenmiş yemek tarifleri ilham verecek. Bir tarif seçin ve hazırlamaya başlayın!
Tüm Kategoriler
Sonuçları Filtreleyin:
Hangi Öğün
Pişirme Türü
Hazırlama Süresi
Özel Durumlar
![]()
28975 tarif için sıralama:
İlgili Sonuçlar

TikTok’un bitmek bilmeyen içerik akışında iddialı bir oyuncu daha öne çıkıyor: Volufiline. Sosyal medya akışlarında “iğnesiz dolgu” ya da “şişelenmiş hacim” gibi başlıklarla viral hale gelen bu içerik, cerrahi müdahaleden kaçınırken daha dolgun bir cilt görünümü arayanların yeni merak alanı. Son bir yılda %130 artış gösteren “Volufiline” aramaları ise hacim odaklı cilt bakımına yönelik ilginin giderek güçlendiğini ortaya koyuyor.
Peki, bu bitkisel içerik gerçekten vaatlerini yerine getiriyor mu yoksa sadece iyi bir pazarlama stratejisi mi?
Volufiline Nedir ve Nasıl Çalışır?
Fransız Sederma şirketi tarafından geliştirilen patentli bir içerik olan Volufiline, temelde anemarrhena asphodeloides bitkisinin kökünden elde ediliyor. Kozmetik dünyasındaki konumu ise oldukça spesifik: lipid metabolizmasını etkilemek. Teorik olarak Volufiline, cildin en derin tabakası olan hipodermisteki yağ hücrelerini (adipositler) hedef alıyor. Yağ hücrelerinin farklılaşmasını ve lipid depolamasını teşvik ederek, uygulandığı bölgede lokal bir hacim artışı sağlamayı amaçlıyor.
Beklentiler vs. Gerçekler
TikTok kullanıcıları, özellikle göz altındaki hacim kayıplarında (orbital fat loss) ve nazolabial çizgilerde mucizeler yarattığını iddia etse de profesyonel perspektiften bakıldığında tablo biraz daha temkinli:
Bilimsel Kanıt: Volufiline’ın enjeksiyon etkisini bire bir taklit edebileceğine dair henüz çok güçlü ve geniş kapsamlı klinik araştırmalar bulunmuyor.
Hacim Etkisi: Cilt altındaki yağ dokusunu kaldırmak veya yapısal bir değişim yaratmak, topikal bir ürün için oldukça güç bir görev. Uzmanlar, bu içeriğin dermal dolguların veya medikal işlemlerin yerini tutmayacağının altını çiziyor.
Kalıcılık: Etkinin devam etmesi için ürünün düzenli kullanımı şart. Kullanım kesildiğinde sağladığı hafif dolgunluk hissinin de kaybolması muhtemel.
Rutine Nasıl Dahil Edilebilir?
Eğer denemeye kararlıysanız, Volufiline’ı doğru içeriklerle eşleştirmek performansını artırabilir.
Uyumlu İçerikler: Peptitler, hyalüronik asit, niasinamid ve skualan gibi bariyer destekleyici içeriklerle oldukça iyi anlaşıyor.
Dikkat: Güçlü asitler ve retinoidlerle aynı anda kullanımı irritasyon riski nedeniyle önerilmiyor.
Uygulama Alanları: Yanaklar, dudaklar veya hacim kaybı hissedilen vücut bölgelerinde (göğüs, kalça gibi) serum veya krem formunda tercih edilebilir. Temiz cilde uygulayıp üzerine bir nemlendirici ile “kilitlemek” en efektif yöntem.
Sonuç: Bir Mucize mi, Yoksa Destek mi?
Volufiline, cilt bakım rutininde “küçük bir destek” olarak görüldüğünde tatmin edici olabilir. Ancak onu profesyonel bir dolgu işlemiyle kıyaslamak, şu anki bilimsel veriler ışığında biraz fazla iyimser bir yaklaşım.
Eğer amacınız cildin elastikiyet hissini artırmak ve yüzeydeki pürüzsüzlüğü desteklemekse Volufiline iyi bir opsiyon. Ancak dramatik bir hacim değişimi bekliyorsanız, beklentilerinizi gerçekçi bir zemine oturtmanızda fayda var. Her yeni içerikte olduğu gibi, geniş çaplı uygulama öncesi “patch test” yapmayı unutmayın.
1/4
The Ordinary Volufiline* 92% + Pal-Isoleucine 1% – Dolgun Görünüm Etkili Serum
Volufiline %92 ve Pal-Isoleucine %1 içeren bu hedefe yönelik serum, özellikle göz altları, şakaklar, yanaklar ve nazolabial çizgiler gibi hacim kaybına daha yatkın yüz bölgelerinde daha dolgun ve pürüzsüz bir görünüm hedefleyen bir bakım adımı olarak konumlanıyor. Nokta atışı uygulama için tasarlanan formül, yaşa bağlı olarak doğal yağ dokusunun azaldığı alanların görünümünü desteklemeyi amaçlarken, farklı ürünlerle karıştırma gerektirmeyen susuz yapısıyla aktif içeriklerin doğrudan ciltle buluşmasına odaklanıyor. Bu yaklaşımıyla Volufiline %92 + Pal-Isoleucine %1 formülü, hacim kaybı görünümünü hedefleyen The Ordinary’nin geliştirdiği ilk lokalize bakım serumlarından biri olarak öne çıkıyor.
“>
The Ordinary Volufiline* 92% + Pal-Isoleucine 1% – Dolgun Görünüm Etkili Serum
Volufiline %92 ve Pal-Isoleucine %1 içeren bu hedefe yönelik serum, özellikle göz altları, şakaklar, yanaklar ve nazolabial çizgiler gibi hacim kaybına daha yatkın yüz bölgelerinde daha dolgun ve pürüzsüz bir görünüm hedefleyen bir bakım adımı olarak konumlanıyor. Nokta atışı uygulama için tasarlanan formül, yaşa bağlı olarak doğal yağ dokusunun azaldığı alanların görünümünü desteklemeyi amaçlarken, farklı ürünlerle karıştırma gerektirmeyen susuz yapısıyla aktif içeriklerin doğrudan ciltle buluşmasına odaklanıyor. Bu yaklaşımıyla Volufiline %92 + Pal-Isoleucine %1 formülü, hacim kaybı görünümünü hedefleyen The Ordinary’nin geliştirdiği ilk lokalize bakım serumlarından biri olarak öne çıkıyor.
2/4
Derma Factory %100 Volufilin Cilde Dolgun Görünüm Sağlayan Serum
Saf Volufiline içeren konsantre formül, ciltte özellikle hacim kaybı görülen bölgelere (göz altı, yanak, nazolabial çizgiler gibi) daha dolgun ve pürüzsüz bir görünüm kazandırmayı hedefliyor. Kore menşeli bu serum, genellikle tek başına değil, nemlendirici ya da kremle karıştırılarak kullanılan yoğun bir aktif içerik olarak konumlanıyor.
“>
Derma Factory %100 Volufilin Cilde Dolgun Görünüm Sağlayan Serum
Saf Volufiline içeren konsantre formül, ciltte özellikle hacim kaybı görülen bölgelere (göz altı, yanak, nazolabial çizgiler gibi) daha dolgun ve pürüzsüz bir görünüm kazandırmayı hedefliyor. Kore menşeli bu serum, genellikle tek başına değil, nemlendirici ya da kremle karıştırılarak kullanılan yoğun bir aktif içerik olarak konumlanıyor.
3/4
d’Alba Italian White Truffle Intensive Volufiline Spray Ampoule
İtalya’nın Alba bölgesinden elde edilen beyaz trüf özü ve “Trufferol” adı verilen antioksidan kompleksiyle formüle edilen, aynı zamanda yüksek konsantrasyonda Volufiline içeren (yaklaşık 50.000 ppm) çok amaçlı bir mist-ampul ürün. Ciltte nem, parlaklık ve elastikiyet görünümünü desteklemeyi hedeflerken, Volufiline içeriği sayesinde özellikle hacim kaybı yaşayan bölgelerde daha “dolgun ve sıkı” bir görünüm iddiası sunuyor. Sprey formu sayesinde serum, mist ve makyaj sabitleyici olarak kullanılabilen bu ürün, hafif yapısıyla hızlı emilim sağlıyor ve cilde anında nemli, ışıltılı bir bitiş kazandırmayı amaçlıyor.
“>
d’Alba Italian White Truffle Intensive Volufiline Spray Ampoule
İtalya’nın Alba bölgesinden elde edilen beyaz trüf özü ve “Trufferol” adı verilen antioksidan kompleksiyle formüle edilen, aynı zamanda yüksek konsantrasyonda Volufiline içeren (yaklaşık 50.000 ppm) çok amaçlı bir mist-ampul ürün. Ciltte nem, parlaklık ve elastikiyet görünümünü desteklemeyi hedeflerken, Volufiline içeriği sayesinde özellikle hacim kaybı yaşayan bölgelerde daha “dolgun ve sıkı” bir görünüm iddiası sunuyor. Sprey formu sayesinde serum, mist ve makyaj sabitleyici olarak kullanılabilen bu ürün, hafif yapısıyla hızlı emilim sağlıyor ve cilde anında nemli, ışıltılı bir bitiş kazandırmayı amaçlıyor.
4/4
Nano Recipe – Volufiline 100%
K-Beauty markası Nano Recipe’in serumu, cilt bakımında “hedefe yönelik hacim ve sıkılık” vaadiyle öne çıkan konsantre formüllerden biri olarak dikkat çekiyor. Volufiline içeriğiyle bilinen bu serum, ciltte daha dolgun ve sıkı bir görünüm algısını desteklemeyi amaçlarken, hafif yapısı sayesinde hızla emilerek günlük bakım rutinine kolayca entegre edilebiliyor. Özellikle cilt dokusundaki pürüzsüzlük hissini artırmaya ve zamanla daha canlı bir görünüm elde etmeye yönelik etkileriyle öne çıkan ürün, yüzün belirli bölgelerinde elastikiyet kaybına bağlı değişimleri hedefleyen bakım adımları arasında konumlanıyor.
“>
Nano Recipe – Volufiline 100%
K-Beauty markası Nano Recipe’in serumu, cilt bakımında “hedefe yönelik hacim ve sıkılık” vaadiyle öne çıkan konsantre formüllerden biri olarak dikkat çekiyor. Volufiline içeriğiyle bilinen bu serum, ciltte daha dolgun ve sıkı bir görünüm algısını desteklemeyi amaçlarken, hafif yapısı sayesinde hızla emilerek günlük bakım rutinine kolayca entegre edilebiliyor. Özellikle cilt dokusundaki pürüzsüzlük hissini artırmaya ve zamanla daha canlı bir görünüm elde etmeye yönelik etkileriyle öne çıkan ürün, yüzün belirli bölgelerinde elastikiyet kaybına bağlı değişimleri hedefleyen bakım adımları arasında konumlanıyor.
Büyük umutlar
InStyle Türkiye 20 yaşında! Devrim Özkan’la Kapadokya’nın büyülü doğasında, 2006 yılında başlayan yolculuğumuzu kutluyoruz.
SPOT 1
“İnsanların hakkımda ne düşündüğü eskiden benim için çok önemliyken artık bu durumun gerçek benle alakalı olmadığının farkındayım”
2
“Haksızlığa susmam, sevgimi paylaşmaktan utanmam. İnsanların beni gördüğü o karışık imaj, aslında çok net”
GİRİŞ
Geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz şey yalnızca bir arşiv değil; zaman içinde dönüşen, evrilen ve her sayıda yeniden yazılan bir hikaye. Çünkü stil hiçbir zaman sabit kalmaz; değişir, derinleşir ve her dönemde kendine yeni bir ifade alanı bulur. Bu yolculuk şimdi, ilk kez kapak kızımız olan Devrim Özkan’la devam ediyor. Rol aldığı her projede başka bir katmanını açan, duyguyu yüzeyde bırakmak yerine derinleştiren bir oyuncu o. Belki de bu yüzden izleyiciyle kurduğu bağ hızlı değil, kalıcı. İlk kez röportaj yapma fırsatı bulduğum Devrim’den aldığım cevaplar sohbeti daha da değerli kıldı.
ANA YAZI
“Şu an Yeraltı dizisi ile birlikte hayatımın en yoğun ama mutlu dönemlerinden birindeyim. Çok çalışıyor, çok yoruluyor ve çok şükür ediyorum. Sevdiğim şeyi yapabilmekten oldukça mutlu olduğum, yorulmaktan bile zevk aldığım bir dönemdeyim,” diyor ve sohbetimize başlıyoruz. NOW ekranlarında yayınlanan dizi çok başarılı oldu. Devrim bu başarıyı, hikayenin izleyiciyi hemen yakalamasına bağlıyor: “İlk bölümümüz hikayemizi çok net anlatıyordu. Yine ilk bölümde ipucu verip sakladığımız sırlar, seyircinin diğer bölümlerde bizi aynı hevesle takip etmesine sebep oldu. Yeraltı tam bir ekip işi. Müziklerinden ekibine, oyuncu performansına kadar herkesin her şeyde aynı özveride olmasının başarıyı kaçınılmaz kıldığını düşünüyorum. Bir de işin içinde herkesin empati kurabileceği olay örgüleri olunca seyircimiz işe daha kolay adapte olabildi bana göre. Ve buradan da onlara, bu yolda yanımızda oldukları için teşekkür etmek isterim.” Ceylan, geçmişi sırlarla dolu, güçlü ama bir o kadar da kırılgan bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Devrim’in canlandırdığı karakterle arasında kurduğu en güçlü bağ ne? “İkimizin de aşk için her şeyi yapması. Ceylan, aşktan yanıp kül olmuş bir kadın. Küllerinden yeniden doğmaya çalışırken, aşkının ihanetiyle tekrar yanıyor. Ceylan da ben de aşk söz konusu olunca başını sonunu düşünmüyoruz bence. Sınırları belliyken bile sınırsızlıkla mücadele ediyoruz ikimiz de.”
Uzun zamandır psikoloji ve sosyolojiyle yakından ilgileniyor. Bunun oyunculuğuna da katkı sağladığına inanıyor. “Hayatta yaptığımız eylemlerin her zaman bir sebebi oluyor. Bazen o sebebi bilebiliyoruz, bazen ise yaptıklarımıza anlam veremiyoruz. İşte tam olarak bu eylemlerin, duyguların doğduğu yer insan psikolojisi ve sosyolojik konum. Eğer bunları çok iyi anlarsam doğru oyunu bulabileceğimi düşünüyorum. Bence oyuncu olmak isteyen ve olan herkes sosyoloji ve psikolojiyle ilgilenmeli,” diyor.
Peki seçtiği rollerde onu en çok ne cezbediyor: hikaye mi, karakter mi, yoksa hissettirdikleri mi? “Öncelikle işi izlemek ister miyim diye düşünüyorum. İyi bir izleyici olduğuma inanıyorum. Karaktere yaklaşırken de temsil ettiği duruşa bakıyorum. Varlığını neye, ne kadar kullanabildiği, ‘gerçek hayatta da böyle bir karakter olsa keşke,’ dediğimiz, davasının peşinden sonuna kadar gidebilen karakterleri seviyorum.” Devrim de inandıklarının peşinden giden biri. Hayatında kırılma noktası olarak gördüğü an, Bodrum’dan İstanbul’a taşınma kararı aldığı gün. O günden sonra hayatının eskisi gibi olmadığını söylüyor: “Alıştığım her şeyden bağımsız, tanımadığım bir dünyanın içine girdim. Bu beni daha temkinli, daha kontrollü ve belki de daha başka bir insana dönüştürdü. Tek başına olduğunda insanın savunma mekanizması gelişiyor. Bu savunma içgüdüsü de benim biraz daha sert görünmeme sebep olmuş olabilir,” diyor dürüstçe. Onu ileriye taşıyan, azminin yanı sıra kurduğu hayaller. “En sık kurduğum hayalleri, beni bu yaşa kadar getiren temel hayaller üzerine inşa ediyorum. Mesela oyuncu olmak bir hayaldi, gerçek oldu; sonra bir film çekebilmek hayaldi, gerçekleşti. Şimdi de yazdığım filmi kendim çekmek bir hayal, umarım gerçek olur. Beni yalnız bırakmayan hayallerime ihanet etmeden, yapabildiklerimin farkında olarak yenilerini inşa ediyorum. Bu beni hep diri tutmuştur çünkü onlar sayesinde hayatımda bir amaç ediniyorum. Bazen hayallerimiz gerçekleşmeyebilir, ama onlara ulaşmaya çalışırken geçirdiğimiz ömür, boşa geçmiş bir ömürden çok daha kıymetli geliyor,” diyor.
Peki bugün, geldiği nokta için “başardım” diyebiliyor mu? Ya da başarının tanımı onun için zamanla değişti mi? Çok değiştiğini söylüyor. “Bizlere böyle öğretildiği için mi bilmiyorum ama başarı dediğimiz şeyin bir takdirle geldiğini izledik yıllarca. Belki de bu yüzden ben de eskiden başarının ödülle taçlandırılan bir şey olduğunu düşünürdüm. Şampiyon oldu biri, madalya aldı; çok iyi oynadı ve Oscar kazandı diğeri. Alkışladı seyirci. Biz sadece kişinin adını ve kazandığı ödülü bildiğimiz şeyleri başarı sandık. Bunların hepsi çok güzel, umarım herkese nasip olur. Ama benim için başarı, bir simgeye dönüşmekten çok; çabaladığım her şeyin vicdanımı rahatça uyutabilmesi. Günün birinde kendini gerçekten takdir edebilecek kadar yürüdüğün yol bana göre.”
Başarı, şöhret ve kendi benliğiyle olan ilişkiyi dengede tutmak bazen hiç kolay olmuyor. Ona soruyorum: İnsanlar onu dışarıdan nasıl görüyor ve bu yansıtılan imajın ne kadarı gerçekten ona ait? “Olduğundan farklı görülmek ve gösterilmek, sanırım birçok tanınmış insanın başına gelmiştir. Ben de özellikle son yıllarda bunu yaşadım,” diyor ve devam ediyor: “Her zaman olduğum gibi kalmaya çalışan biriyim. Evet, her ne kadar bu sektör bize bazı duvarlar koydursa da karakterimin temel çizgilerinden hiç çıkmamaya çalıştım. Bu bazen öyle zorlayıcı olabiliyor ki, bir sabah uyandığımızda hiç olmadığımız bir insanmışız gibi gösterilebiliyoruz. Sonra gerçekte olduğumuz insan bunlara itiraz etmek istiyor: ‘Hayır, ben böyle bir şey yapmadım, bunu söylemedim,’ diye. Ama maalesef bunlar bile başka şeyler doğurabildiği için, günün sonunda şunu söylerken buldum kendimi: ‘Senin kalbini zaten tanıyandan başkası bilemez. Artık iki kişiliğin var: biri gerçek sen, biri de insanlara gösterilen sen. Bunu kabul etsen iyi olur. Çünkü insanlar değişmedikçe bunu hiçbir zaman durduramayacaksın. Bu hayatın bedeli de bu.’ İnsanların hakkımda ne düşündüğü eskiden benim için çok önemliyken, artık bunun gerçek benle alakalı olmadığının farkındayım. Beni her ne kadar mesafeli bulsalar da, çok düz biriyimdir. Hayvanları, çocukları ve yaşlıları çok severim. Haksızlığa susmam, sevgimi paylaşmaktan utanmam. İnsanların beni gördüğü o karışık imaj, aslında çok net.”
Eskiden duygularını daha yoğun ve kontrolsüz yaşadığını söylüyor. Bu değişim sürecini ise şöyle anlatıyor: “Bir gün duygularımı bu kadar yoğun yaşamanın beni ne kadar yorduğunu ve kontrolden çıkardığını fark ettim. Hissettiklerime sahip çıkmayı çok seviyorum ama bir duygu ne kadar yoğunsa, o kadar içinde boğuluyorum. Bu yüzden o yoğunluğun bir kısmını içimde tutmak istediğime karar verdim. Amacım hem daha kontrollü olmak hem de insanların duygularımı sömürmesini engellemekti. Artık eskiye göre daha iyiyim. Hâlâ yoğun yaşıyorum ama bunu sadece ben biliyorum.”
Özellikle son dönemde, kendiyle en çok yeme ve uyku düzeni konusunda mücadele ettiğini söylüyor. “Bazen sette 15 saati geçtiğimiz günler oluyor ve öncesinde daha az, sonrasında ise normalden daha fazla uyuyoruz. Yıllardır bu düzensizliğin içinde bir düzen kurabilmek için çaba gösteriyorum çünkü dinlenip doğru düzgün bir yemek yiyemediğim zamanlarda performansımın etkilendiğini düşünüyorum. Bedenim çabuk yoruluyor, kolay hasta oluyorum. Yeraltı setinde bazı arkadaşlarımın bu değişkenler içinde nasıl bir düzen kurabildiğine şahit oldukça biraz daha işler yolunda gitmeye başladı.” Düzenden söz açılmışken, Devrim bir Başak burcu. Peki bu burcun düzen konusundaki iddiasını kendinde ne kadar görüyor? “Benim için düzen çok önemli ama materyalist bir düzenden bahsediyorum. Mesela masaların üstünde duran şeylerin simetrik olması, tablonun düz durması gibi takıntılarım var. Bir yere bir şey koyduysam onu yerinde bulmak isterim. Duygusalımdır. Bir de Başakların hisleri kuvvetli olur. Hislerim çok kuvvetlidir benim de.” Günlük hayatında en çok neler yapmaya vakit ayırıyor? “Evde iki kedi, iki köpeğim var; onlarla vakit geçirmeye bayılırım. Mutlaka piyano çalarım, bana çok iyi geliyor ve bırakmak istemiyorum. Yorgun değilsem spora giderim. Bazen müzikle de uğraşıyorum, ufak bir stüdyo kurdum; orada üretmeyi seviyorum.”
Sohbetin sonuna gelirken soruyorum: hayatında “keşke” dediği şeyler var mı, yoksa olanı olduğu gibi kabul edebiliyor mu? “Tabii ki bazı keşke’lerim var ama bunu da kabul ettim. Bazen “keşke” diyeceğini bilmene rağmen bazı şeyler yaparsın ama o da o anki sensin. Zaten ne olacaksa oluyor. Bu yüzden her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum.”
